Edebiyatın Iztıraplı Devi: Edgar Allan Poe



Evdeyken yaptığımız şeyler arasında kitap okumak da var tabi. Ben de arada sırada kitaplar ve yazarlar hakkında da yazmak istedim. İlk yazım da epey önce kaleme aldığım bir Edgar Allan Poe güzellemesi olsun.


Edgar Allan Poe, 19 Ocak 1809 tarihinde Boston’da dünyaya geldi. Her ikisi de oyuncu olan anne ve babasını çok küçük yaşta kaybedip öksüz kaldı. Kumara ve içkiye düşkünlüğünden dolayı ilk gençlik yıllarında Virginia Üniversitesi’nden kovulmuş, herkes eğitimdeyken şiir yazmasında dolayı da West Point Harp Akademisi’nden de ayrılmak zorunda kalmıştı. Poe’nun geçmişi işte bu kadar acılı olaylar ve başarısızlıklarla doluydu. Bununla da kalmamış, zengin bir tüccarın evlatlığı olan Poe, üvey babası tarafından serkeş davranışlarından ötürü dövülüp sokağa atılmıştı. Poe o eve bir daha hiç dönmedi. Kuzenlerinden biri olan Virginia Clem ile evlendi. Bu evlilik sanılanın aksine Poe’nun hayatının en mutlu evliliği olmuştu. Hem de en güzel öyküleri, onunla evliliğinin ürünü oldu. Edebiyat dünyası açısından Poe’nun altın dönemi sayılsa da fakirliğine hiçbir zaman engel olmadı. Edebiyat dünyasının sağlığında kıymeti bilinemeyen ustaları arasında yer aldı hep. Öyle ki 10 yılda tamamladığı ve ne emeklerle yazdığı, her bir parçasını defalarca silip yeniden kaleme aldığı “Canavarlar” isimli eserini, 10 Dolara satmak zorunda kalmıştı. Poe böylelikle günlük olarak giderlerini bir ölçüde karşılayabildi. Sağlığında değerinin bilinmemesine iyi bir örnek vermek gerekirse, geçtiğimiz yıllarda bir müzayedede el yazması bir eserinin 10.000 Dolara alıcı bulmuş olmasını söyleyebiliriz. Poe yazarlıkta çok başarılı olduğu dönemlerde bile fakirliğini muhafaza etti. 3 Dolara kiraladığı ve bugünlerde New York’ta müze olarak kullanılan evinin bahçesinde yetiştirdiği bitkilerle evinin gıdasını sağlıyordu. 1833’te “Baltimore Saturday Visiter” tarafından düzenlenen yarışmada, “MS. Found in a Battle” (Şişede Bulunan Not) isimli öyküsüyle birincilik kazandı. Bir önceki yılda Saturday Cournier’da basılan beş öyküsüyle kazandığı birincilikten sonraki bu başarısı, Poe’nun ününü ülke geneline yaymasını sağlamıştı. Yazarın 1834’teki “The Visionary” (Vizyoner) isimli öyküsünün Godey’s Lady’s Book’ta yayımlanmasının bu süreci daha da hızlandırdığını belirtmeyi atlamayalım. Fakirlik hiçbir zaman peşini bırakmadı elbette. Çok sevdiği eşi Virginia, gıdasızlıktan dolayı yakalandığı hastalık sonucu hayatını kaybedince, Poe’nun acılı günleri yeniden başladı. Cenazeyi kaldıracak parası olmayınca, komşusunun maddi desteğiyle cenaze kalktı ve Virginia’nın kimsesizler mezarlığına gömülmesinden son anda kurtulmuş oldu. Eşinin ölümünün ardından dünyanın en acılı şiirleri meydana geldi. “Annabel Lee” isimli şiir işte bu sürecin doğurduğu bir şiir olarak sanılır. Genç ve güzel bir kadının ölümü temalı şiir buna benzer pek çok şiiriyle benzerlik taşır. Şiiri sizlerle paylaşmak istiyorum. Annabel Lee Senelerce, senelerce evveldi Bir deniz ülkesinde Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz İsmi; Annabel Lee Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten Sevmekten başka beni O çocuk ben çocuk, memleketimiz O deniz ülkesiydi Sevdalı değil karasevdalıydık Ben ve Annabel Lee Göklerde uçan melekler Kıskanırlardı bizi Bir gün işte bu yüzden göze geldi O deniz ülkesinde Üşüdü bir rüzgârından bulutun Güzelim Annabel Lee Götürdüler el üstünde Koyup gittiler beni Mezarı oradadır şimdi O deniz ülkesinde Biz daha bahtiyardık meleklerden Onlar kıskanırdı bizi Evet! Bu yüzden "Şahidimdir herkes ve deniz ülkesi" Bir gece rüzgârından bulutun Üşüdü gitti Annabel Lee Sevdadan yana kim olursa olsun Yaşça başça ileri Geçemezlerdi bizi Ne yedi kat göklerdeki melekler Ne deniz dibi cinleri Hiç biri ayıramaz beni senden Güzelim Annabel Lee Ay gelir ışır, hayalin erişir Güzelim Annabel Lee Orda gecelerim uzanır beklerim Sevgilim, sevgilim, hayatım, gelinim O azgın sahildeki Yattığın yerde seni... Görüldüğü gibi, genç ve güzel kadının ölümü teması, edebiyat tarihinin en acılı şiirlerinden birini ortaya çıkarttı. Virginia’nın ölümü ilham olmuş olsa da aslında Poe’nun dünyanın en hüzünlü olayının bu tema üzerine kurduğu, eskiden beri biliniyor. Poe 7 Ekim 1849’da Baltimore’da öldü. 19. yüzyılın küçücük aralığı içinde ürettiği, dünyanın en gizemli, kurgusal örgüsüyle başyapıt eserlerini peşinde bıraktı. 21. yüzyılda bile çağdaşlığını koruyan yazın âleminin ızdıraplı devi Edgar Allan Poe, kesinlikle okunması gereken bir usta… Başarısız olmuş fanzin öykü denemeleri bile, bugünün sağlam öyküleri arasında yer alabilir. Zamanında anlaşılamayan tüm ustalara saygı babında, Edgar’a selamlarımla…

0 görüntüleme