Masallardan Geriye Kalan


Sizlere bu yazımda altyazısı üzerine çalıştığım filmler arasında ilk defa bir yerli yapımdan bahsedeceğim. Geçtiğimiz Sevgililer Günü’nde vizyona girmiş “Masallardan Geriye Kalan” adlı bir filmden…


Film üniversitede doçent olan Evren (Özgür Çevik) ile yüksek lisans öğrencisi Hece’nin (İlayda Akdoğan) arasındaki ilginç aşk öyküsünü işliyor. Filmin yönetmeni, aynı zamanda senaristi olan, Mustafa Uğur Yağcıoğlu.


Her şey çok sıradan bir tanışmayla başlıyor. Sonrasında yaşananlar her saniye merakı zirveye taşıyor ve izleyiciyi etkileyecek bir ters köşeyle film son buluyor.

Filmdeki bu ters köşesi Türkiye’de çok nadir gördüğümüz anlatı biçiminin bir sonucu… İzleyicinin daha düz hikayelere, daha tek tip karakterlere alışık olduğu malumunuz. O yönüyle bile önemli bir yapım olduğunu söylemek mümkün.


Filmi beğenmemiş olanlar da olmuştur. Onların bu filmde neden hoşlanmadığını tahmin edebilirim. Oyunculuklar… Böylesi bir yapımda hemen hemen her oyuncunun hikâyenin gizemli yanlarını kuvvetlendirecek düzeyde olması beklenebilir. Sadece başrollerin ve yardımcı oyuncuların iyi bir performans göstermesi, diğerlerinin hikayedeki yerini önemsizleştiriyor gibi. Oysaki yine tüm oyuncular hikâyenin başlıca unsuru olarak yüksek performans göstermeliydi. Eğer onlar hikayedeki bir düğümün çözülmesine katkı sağlıyorlarsa sıradan bir figüran olarak kalmamalı. (Bu noktada figüranlığı önemsiz bir unsurmuş gibi göstermeye çalışmıyorum. Figüran olmayan oyuncunun figüranmış gibi görülmemesi gerekir.) Bu noktada tek tek oyunculuk notu vermek gibi bir durumum tabii ki yok. Sadece bir izleyici olarak bazı eksiklikler sezinlediğimden, fikir beyan ediyorum.


Tuba Ünsal’ın canlandırdığı Asya karakteri de Türkiye izleyicisinin alışık olmadığı türden… “Non binary” diye tanımlanan bu bireyler, kendilerini erkek ya da kadın, ikili bir cinsel tanımlamanın dışında tutarlar. Bu insanlar her iki cinsel kimliğin özelliklerini harmanlamış üçüncü bir türdür. Onlar kendilerini bir cinsel kimlikle tanımlayan kimi trans bireyden de farklı olarak bu iki türü reddederek tanımlarlar.


Hikayedeki bu can alıcı karakterin kimi toplumsal mesajları da oldukça kıymetliydi. Üstelik Tuba Ünsal gibi çoğunlukla çıtı pıtı kız karakteri oynamış bir oyuncunun, rolün altından iyi kalktığını söyleyebiliriz. Eksiklerini de bulabiliriz; ama ben bu tip hikayelerin ve karakterlerin Türkiye sinemasında daha çok işlenmesi gerektiğine inanan biri olarak olumlu yanları görmeyi tercih ediyorum.


Uzun lafın kısası “Masallardan Geriye Kalan,” şaşırtıcı bir deneyim vadediyor. Salonlarda sadece 5000-6000 kişi tarafından izlenmesi, talihsiz bir sonuç; ancak bunu etkileyen en önemli faktörün Sevgililer Günü’nde vizyona girmesi olduğunu düşünüyorum. İzleyicinin sıradan bir aşk filmi beklemiş olma ihtimali bir hayli yüksek… Dahası yukarıda da bahsettiğim düz ve derinliksiz şeyleri tercih eden genel izleyiciye hitap etmemiş olması da oldukça mümkün…


İşte en çok bu yüzden böyle filmler desteklenmeli. İllaki bir gün insanlar aynı sıradan, kötü ve yüzeysel hikayelerden bıkıp yeni şeyler aramaya başlayacaktır. Bu arada eleştirenlerin kontrolsüzce atıp tuttuğunu gördüğümde filmin önünde kendimi gönül rahatlığıyla siper edebilirim.

0 görüntüleme